
Taraftardan GS yönetimine mektup
Galatasaray taraftarı şampiyon takım için yapılacak transfer politikası hakkında yönetime mektup yazdı...
Galatasaray Taraftarından Yönetime Mektup
Öncelikle ve doğal olarak, bu sene şampiyonlukta emeği geçen, futbolcusundan malzemecisine, yönetiminden taraftarına, herkese teşekkürlerimizi, yüreği Galatasaray sevgisi ile çarpan biz Galatasaray taraftarları ve ScoutGS oluşumu olarak bir teşekkürü borç biliriz. Bütün sezon çekilen sıkıntılara rağmen, bu sıkıntıları aşmak için gösterilen bir Galatasaraylılık ruhunun bile, herşeyin önüne geçip, en sıkıntılı dönemlerimizde bile şampiyonluklar sığdırabilineceğini gösterdi bizlere ve bütün kamuoyuna.
Muhakkak ki, şampiyonluk sevincimiz sürecek, bu şampiyonlukta pay sahibi olan herkesi, özellikle futbolcuları takdir etmeye devam edeceğiz. Ancak, oluşumumuzun temelinde, Galatasaray'ın geleceğinde söz sahibi olabilmek, Türkiye'de ki taraftar profilinin gelişmesinde fayda sağlayabilecek, ve bu sayede hem Galatasaray'ın, hemde Türk futbolunun ilerlemesinde küçükte olsa bir pay elde etmenin mutluluğunu yaşayabilecek projeler üretmek olduğundan, bu sevinci yaşadığımız kadar, süratle gelecek sezonun ve geleceğimizin planlanması için bir yandan bu haklı sevinci yaşarken bir yandan da çalışmalarımıza devam etmemiz gerektiğini hissetmekteyiz.
Geriye baktığımızda, Emre Güngör, Arda Turan, Uğur Uçar, Hakan Balta, Barış Özbek, Mehmet Topal, Serkan Çalık, Volkan Yaman gibi genç oyuncuların, bir savunma oyuncusu olarak hala uzun yıllar hizmet verebilecek yaşta Servet çetin gibi bir oyuncunun, kazanılan bu şampiyonlukta büyük pay sahiplerinden olması bizi hem onurlandırmakta, hemde geleceğe daha bir umutla bakmamızı sağlamaktadır. Bu yönden, bu genç oyuncuların bu sene verdikleri mücadelenin sonuçlarını alması ve kupayı kazanmalarının yanında taraftar tarafından da sürekli onurlandırılmaları, bu sayede de gerekli özgüvenlerini kazanmaları, bu senenin en büyük kazançlarından olsa gerek.
Gelecek yıllarda kazanabileceğimiz başarılar için yapılandırılması gereken projelerin temelini, yine geçmiş sezonlarda kazandığımız çeşitli başarılar ve bu sezon elde ettiğimiz Turkcell Süper Ligi Şampiyonluğu üzerinde oluşturmamız gerektiğinden, öncelikle yakın dönemde kazandığımız başarıları ve bu seneki performans üzerinde araştırmalar yapmamız gerekiyor.
DÖrt sezon boyunca kazanılan şampiyonluğun üzerine Avrupa'nın en büyüğü olma ünvanını da ekleyip, Şampiyonlar Ligi'nde özellikle Lucescu dönemindeki Galatasarayımıza yakışır performansın temelinde, takıma yavaş yavaş monte edilen genç, hırslı, Galatasaraylılık ruhu kazandırılmış gençlerin, ve bu ruh sayesinde sahada bütün mücadelesini ortaya koymayı alışkanlık haline getirmiş yeteneklerin, bu gençlere liderlik yapabilecek tarzda yabancı futbolcuların olduğunu görebiliyoruz.
Nitekim bu sezon da, sezon başında yapılan akılcı gençleştirme hamlesinin yanında, Linderoth, Lincoln ve Nonda gibi tecrübeli yabancı oyuncuların takıma kazandırıldığını gördük. Her ne kadar, bu tecrübeli oyunculardan sezon boyunca istikrarlı şekilde yararlanamamıza rağmen, yetenekli gençlerimiz ve takımda birlik bütünlüğü sağlayan tecrübeli yerli oyuncularımız sayesinde bile, bu şampiyonluğa altı puan farkla ulaşmayı başardık. İşte bu şampiyonluk ve gençleştirme hamlesinin olumlu etkilerini daha ilk senede görmemizde yardımcı olan, Arda, Servet, Emre, Volkan, Hakan, Barış, Serkan, Mehmet Topal, Sabri gibi yetenekli futbolcularımızın yanında, bu sezon yaşadığı sakatlıktan dolayı pek verimli olamayan ama gelecek için bizlere yeterli umut ışığını veren Uğur Uçar, yaşadığı sakatlıklardan dolayı şanssız dönemler geçiren, ancak İstanbul Büyükşehir Belediyespor'da gösterdiği performans ile Galatasaray'a göz kırpan Aydın, yine kirada geçirdikleri dönemlerde belli ölçülerde gelişme gösteren ve tecrübe kazanan Oğuz ve Özgürcan, PAF takımımızdan dikkat çeken Serdar, İlker, Semih, Muhammet Ali, Erhan, Mehmet Düz ve genç takımlarımızdan diğer pırlantalarımızı düşündüğümüzde, bu kriterde Uefa Kupasını kazandığımız sezondan daha fazla bir potansiyele sahip olduğumuzu düşünmemek elde değil.
İşte bu analizler ışığında, gelecek sezon, takımda bu sezon özellikle eksikliğini hissettiğimiz bölgelere takviyesi yapılacak yabancı oyuncuların, daha tecrübeli, takımdaki yaş-tecrübe dengesini dengeleyerek, gelecek sezon mücadele vereceğimiz daha güçlü arenalarda takıma katkı sağlayabilecek ve bu tecrübeyi, futbolculuk yaşamlarında elde edinmiş, kalitesini göstermiş yabancı oyuncular üzerinde durmamız gerektiği fikrini elde ettik.
Tabii ki, transferler ve belirlediğimiz yabancı futbolcuların seçimi aşamasında, kulünün yapısını, başkanımız Adnan Polat'ın sürekli dile getirdiği maddi olanakları kendi açımızdan değerlendirdik. Ayrıca bu futbolcuların sahada son terine kadar mücadele edecek yapıda olmalarını, dolayısıyla, takımımızın kimyasına da uygun olması açısından önemli bir kriter olduğunu göz önünde bulundurmayı ihmal etmedik. Son olarak ise, bazı dönemlerde yapılmış olan ve olumsuz etkiler gösteren, doygunluk hissine ulaşmış ya da sadece maddi olanakları düşünerek ülkemize gelen futbolcuların psikolojik özelliklerini ve geçmişlerini süzgeçten geçirerek, önereceğimiz futbolcuların aynı özelliklerini taşımayacak olması için seçici olduk. Dikkat ettiğimiz diğer bir nokta var ki, bu futbolculardan bazılarının özellikle transfer komitemiz tarafından daha önceden takip edilmiş olması ve basında isimlerinin takımımızla anılması. Bu sayede, yönetimin bu uğraşlarının arkasında bir destek olabileceğimiz hissine de kapıldık. Diğer bir noktada ise, bu futbolcuların, bu sezon alternatif sıkıntısı çekilen bölgelere hitap edebilmesine dikkat ettik.
İşte bu kriterler ve araştırmalarımız sonucunda ortaya çıkan isimler ve kaliteleri, tecrübeleri açısından Galatasarayımıza fayda sağlayabileceğine inandığımız isimler ve mevkileri ;
Jussi Jääskeläinen ( Bolton ) : Her ne kadar, bu sene ligin en az gol yiyen takımı olsakta, bu başarıyı temel olarak savunma kurgumuza ve takım savunmamızda gösterdiğimiz dirence bağlamanın daha doğru olduğunu düşünmekteyiz. Özellikle ceza alanı kontrolünde ve Türk kalecilerin genelde en büyük zaafı olarak görülen yan toplarda eksikleri olan kalecilerimiz, savunma kurgumuzun başarısı sebebiyle çoğu zaman göze batmadı. Yine de sezon başında büyük katkılar sağlayan Orkun ile şampiyonluk yarışının ikinci devresinde kalemizi koruyan Aykut'a da takdirlerimizi ileterek, özellikle Avrupa kupalarında yapacağımız maçları düşünerek, çoğu otorite tarafından ''takımın yarısı'' olarak ifade edilen, kaleci mevkiinde daha tecrübeli isimlere ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyoruz. Bu değerlendirmeler ışığında bir tane ismi ön plana çıkardık.

Çoğu zaman haftanın en iyi kalecisi seçilecek kadar başarılı maçlar çıkaran, refleksleri, soğukkanlılığı, yetenekleri ile 11 senedir Premier Ligde forma giymeyi başaran Jussi Jaaskelainen. 33 yaşındaki kalecinin menajeri, tecrübeli oyuncusunun, sezon sonunda Bolton takımından ayrılacağını açıkladı. Tecrübesi ve kalitesi ile, bu sezon olgunlaşmaya başlayan yeni defans kurgumuzun sigortası olabilecek düzeyde bir kaleci olan Jaaskelainen, ayrıca düzenli olarak Finlandiya Milli Takımında da forma giymekte.
Pascal Chimbonda ( Tottenham ) : Sezon boyunca en çok sıkıntı çektiğimiz bölgelerden biriydi sağ bek pozisyonu. Sezon geçerken, bazen Hasan Şaş'ın denendiğini gördük, bazen Barusso'nun oynatıldığını. Transfer olduğunda o bölgede oynayabilecek kabiliyette olduğu belirtilen Bouzid'den de verim alamadık. Tam Uğur Uçar forma girmiş derken, onun talihsiz sakatlığı belki de bize Uefa Kupasından elenmemize neden oldu. Sabri kadro dışı kaldı, affedildi, sezon sonuna doğru artan bir form grafiği ile başarılı maçlar çıkardı. Daha önce Liverpool takımında oynarken o bölgede denenmiş ve verim alınamamış Rigobert Song bazen mecburiyetten oynadı. Sabri'nin büyük ihtimalle sezon sonu takımdan ayrılacak olmasının yanında, Uğur'un genç olması ve yeteri alternatifinin bulunmaması, bizleri, yine vurgulayacağımız ve gelecek sezon Şampiyonlar Ligi gibi bir arenada oynayacak olmamızdan dolayı, daha tecrübeli ofansif gücü yüksek, Uğur'unda tecrübe anlamında yararlanabileceği bir sağ bek arama yönüne itti. Bu kriterler ışığında yine iki tane isme yöneldik.

Pascal Chimbonda, Wigan'da oynarken, Premier Lig'deki tempolu futbola, yine güç ve dayanıklılık isteyen bir bölgede çok iyi ayak uydurarak, özellikle sağ kanattaki dinamizmi ile dikkat çeken ve Tottenham'a transfer olan Fransız oyuncu, son dönemlerde takımında pek mutlu değil. 29 yaşındaki tecrübeli oyuncu, Menajer Juande Ramos tarafından sol bekte oynatılmakta. İngiliz basınında ise oyuncunun bu seçimden çok mutlu olmadığı belirtiliyor. Özellikle kanat bindirmeleri ve İngiltere Premier Ligi'nde üç sezondur oynamasının verdiği avantaj ile ters kademelerdeki başarısı ile dikkat çeken Chimbonda'nın, takıma büyük güç katacağından ve Uğur'un göstereceği gelişmede etkili olacağından şüphemiz yok.

Giourkas Seitaridis ( Atletico Madrid ) : Bir diğer isim ise komşudan. Giourkas Seitaridis. 2001-2004 arası Panathinaikos'da oynadıktan sonra, özellikle Euro 2004'ü şampiyon olarak bitiren Yunanistan Milli takımında gösterdiği performans ile Porto'nun dikkatini çeken ve bu takıma transfer olan Seitaridis, sonraki yıl Rusya yolunu tuttu. 2006 yılının başında ise sağ bek pozisyonunda eksiklik hisseden güçlü Atletico Madrid'e 12 Milyon Avro karşılığında transfer olan Yunan oyuncu, son dönemlerde mevkisini Lopez'e kaptırmış durumda. Heitinga'nın Madrid ekibine transfer olacağının açıklanmasından sonra, gelecek sezon Atletico'nun en azından A planında yer almayacağı şüphe götürmez bir gerçek oluşturdu. Sağ kanatta hem ofans hemde savunma olarak dengeli futbolu ile dikkat çeken, tam bir takım oyuncusu olan, yaşı ve yaşadığı milli tecrübeler sebebiyle, uluslararası arenada da yeterli bir birikim elde etmiş durumda.

Edison Mendez ( PSV ) : Sol kanatta Arda'nın müthiş formu ve o bölgeyi destekleyebilecek Ayhan'ı da düşündüğümüzde, bu sezon en çok sıkıntı çektiğimiz bölgeye çevrildi gözlerimiz. Her ne kadar Barış'ın bu sezon gösterdiği performans, yine takımda gelecek sezon o bölgeyi destekleyebilecek Hasan Şaş ve Serkan gibi oyuncularımız olsa da, Barış'ın daha çok orta sahanın göbeğinde yada bu sezon oynadığı gibi sağa yakın daha verimli olabileceğini, Hasan Şaş'ın takımda liderlik hüviyetinde olan oyuncuların başında geldiğinden ve gelecek sezonda mutlaka takımda kalması gerektiğini düşündüğümüzden, ayrıca Serkan'ın tecrübesini de göz önüne aldığımızda orta sahamızda başlıca transfer gereken bölgenin bu bölge olduğu sonucuna vardık. Kiradan dönebilecek Aydın'ın her iki kanadında iyi bir alternatifi olabileceğini düşündüğümüzde, bu sezon kendini gösteren, mücadeleci, savaşan, genç orta sahamıza, daha tecrübeli ve takımın kimyasına uyabilecek tarzda oyuncuların, gelecek seneki planlarda önemli bir faktör oluşturacağını düşünüyoruz. Bu düşünceler ışığında aynı mevkide iki adet ayrı tarzda oyunculara yöneldik.
Birincisi 29 yaşında Ekvator'lu Edison Mendez. İki sezondur Hollanda'da şampiyonluğa ulaşan PSV takımının oyuncusu, gerektiğinde sağ kanatta, gerektiğinde orta sahada göbekte gerektiğinde ise üçlü savaşan orta saha düzeninde sağa yakın oynayabilen, etkili şutlar çıkartabilen, hırsı ve fizik kondüsyonu ile sürekli maçta ayakta kalmayı başarabilen, bu özellikleri ile hem takım kimyamıza uyacağını, hem o bölgede çektiğimiz alternatif sıkıntımızı giderebileceğini, bunların yanında, genç ve dinamik orta sahamızda, tecrübe açığını kapatabileceğini düşündüğümüz bir isim.

Christian Wilhelmsson ( Deportivo ) : İkincisi ise, bonservisi Nantes kulübüne ait olan, ancak futbol yaşantısını bugünlerde kiralık olarak Deportivo'da devam ettiren İsveçli, 28 yaşındaki sağ kanat oyuncusu Christian Wilhelmsson. Sağ kanatta, özellikle ofansif yönü ile dikkat çeken, turnuvalarda gösterdiği performans ile dikkat çeken İsveç Milli takımında da çoğu zaman yer bulan, takımımızın ihtiyaç duyduğu dikine futbolu ve kanat organizasyonlarında gösterdiği başarının yanında, Roma, Bolton, Deportivo ve Anderlecht gibi kulüplerde edindiği tecrübe ile ekstra katkı sağlayabilecek bir isim olduğunu düşünmekteyiz. Her ne kadar, özellikle bu sezon ilk yarı küme düşme potasında çektiği sıkıntıların ardından, özellikle Wilhelmsson'un takıma katılmasından sonra büyük bir ivme yakalayan ve sezon sonunda Avrupa Kupalarını zorlamaya başlayan Deportivo'da başarılı bir performans gösterse de, artık Şampiyonlar Liginde oynayacak bir takımı tercih etmek isteyebilir ve bizde bu transferde bu şekilde bir avantaj sağlayabiliriz.

Igor Budan ( Parma ) : Bu sezon özellikle gol bölgelerinde sıkıntılar çektik. Topu iyi bir şekilde üçüncü alana ve rakip ceza sahasına taşımamıza rağmen, gerek gol bölgelerinde ki son vuruşlar gerekse son paslarda yaşadığımız sıkıntıları göz ardı edemeyiz. Ayrıca öne geçtiğimiz maçlarda, sprinter tarzda bir orta saha oyuncumuz yada forvetimiz bulunmadığından farkı açmakta zorlandık. Bunun temelinde yatan sebepler, orta saha oyuncularımızın topu ceza sahasına taşırken yaptığı mücadelelerden dolayı son paslarda güçsüz kalmaları, Lincoln'un tam olarak randıman verememesi, Nonda'nın yaşadığı zaman zaman talihsiz sakatlıklar olabilir. Ancak bir gerçek var ki, takımımızda yer alan forvet oyuncuları bir kefeye koyduğumuzda, genellikle hepsinin aynı tarzda olduğunu görmekteyiz. Bu noktada, gelecek sezonki oluşumda gerçek anlamda gol bölgelerinde ustaca vuruşlara sahip, bu konuda rüştünü daha önce Avrupa'nın zorlu bir liginde ispat etmiş, hızlı, boş alanlar bulduğunda bu alanları en iyi şekilde hızınında yardımı ile değerlendirebilecek bir forvet oyuncusuna ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyoruz. Önce çıkan isim ise ;
Igor Budan. Dokuz senedir İtalya'nın çeşitli takımlarında boy gösteren, özellikle son dönemlerde Atalanta ve Parma formaları ile adından sıkça söz ettiren Budan, son olarak Hector Cuper'in çalıştırdığı Parma takımında forma giymekte. 27 yaşındaki oyuncu ayrıca, Euro 2008'de yer alacak, başarılı teknik adam Bilic tarafından açıklanan Hırvatistan kadrosunda da kendine yer bulmayı başardı. Ayrıca pivot santfor olarakta görev yapabilen Budan, daha büyük hedefleri olan, Şampiyonlar Liginde oynayan bir takımda oynamak isteyebilir. Takımı Parma'da son maçta Inter'e yenilerek Serie B'ye düştü.
Elbette, bizlerde, ScoutGS oluşumu olarak, bütün yıl boyunca, gerek genç yetenekleri daha çok ihraç eden Amerika kıtasında, Avrupa'nın çeşitli orta ve küçük ölçekli takımlarında, göze batan ve gelecekte söz sahibi takımlarda oynayabilecek, kaliteli genç yetenekleri izlemeye çalıştık. Bunlar arasından, iyi seçimler yaparak, takıma kazandırılabilecekleri ayıklayıp, takıma kazandırılmasında söz sahibi olmak istemekte, dolayısıyla bu oyuncuların hem bizim takımımızda iyi performanslar göstererek, hem takıma bu anlamda katkı sağlamasını hemde yapabilecekleri vizyon sonrası elde edilebilecek bonservis bedelleri ile takımımızın maddi anlamda da kazançlı çıkmasını isterdik. Ancak şu an oluşan profile baktığımızda ve Türkiye'de uygulanan yabancı sınırlamasını da göz önüne aldığımızda, bizim bu konuda fayda sağlayabileceğimiz genç oyuncuların zaten bünyemizde olduğunu, bu oyuncuların önce kendi lehimize katkı yapmasını sağladıktan sonra, gösterebilecekleri göz kamaştırıcı performanslar ile Avrupa'nın önde gelen kulüplerine ihraç etme şansımızı yükseltmek için, şu aşamada bize gereken oyuncuların daha tecrübeli ve bu gençlere örnek olabilecek, onlara bu yolda ilerlerken katkı sağlayabilecek kalitede olmaları gerektiğine inanıyoruz. Bu sezon yararlandığımız oyuncu sayısını da göz önüne aldığımızda, kadro derinliğinin ne kadar önemli olduğunu ve kadrodaki her oyuncudan farklı zamanlarda farklı verimler alabilmenin, size başarıda temel oluşturabilecek bir kriter olduğunu da göz ardı etmeden, bu amaç doğrultusunda takıma yapılacak katkılar ile geçmişte yakaladığımız üstün başarılara yaklaşabileceğimizi, hatta aşabileceğimizi düşünmekteyiz.
Ayrıca, şu da iyi değerlendirilmelidir ki, genç ve yabancı bir oyuncudan maksimum şekilde verim sağlamak için, o oyuncuyu başarıya götürebilecek kriterleri tam olarak yerine getirmeniz gerekmektedir. Örnek verebilecek olursak, geçmişte Hagi ve Popescu gibi iki Romen oyuncu ile takımın temelini oluşturmuş, kaleyi Taffarel gibi Brezilya'lı bir tecrübeye emanet etmiştik. Daha sonra takımın gerekli görülen mevkilerine serpiştirilen Romen ve Brezilya'lı oyuncular bize çoğu zaman yeterli verimi verdi. Şu anda takımda gördüğümüz yabancı oyuncuların hepsinin ayrı milletlerden olması, bizim bu seçeneği, dolayısıyla bu sistemin olmayışı da, bu sistemde yer alabilecek, artı olarak takıma katkı sağlayabilecek, yabancı genç oyuncuları gündeme taşıma fikrinden soğuttu.
Elbette, sezon boyunca süren araştırmalarımız sadece bu kadar dar sonuçlar vermedi. Ancak bizler, bu sonuçların sonucunda özellikle takip ettiğimiz oyuncular arasından daha kaliteli olanlarını süzgeçten geçirmeye çalıştık. Yine de, en başta bahsettiğimiz kriterlere uygun, mali açıdan da düşünüldüğünde, kulübün belirlediği çizgileri aşmayacak, çoğu için bonservis bedeli bile ödenmeyecek futbolcuları da yazımızın son kısmına girerken, ufak ve hatırlatıcı bilgilerle sizlere sunmak isteriz.

Ivan Pelizzoli ( Kale - Lokomotif Moskova ) : Roma'da göstermiş olduğu performans ile İtalya Milli takımına kadar yükselmeyi başarmış İtalyan kaleci, Reggina macerasından sonra bu sezon başında Rusya'nın Lokomotif Moskova takımına transfer oldu. Yaşı henüz 27. Zaten, İtalyan kalecileri kaliteleri ile hep göze çarpmışlardır. Özellikle önünde oynayan defansı iyi yönlendirmesi ve soğukkanlılığı ile dikkat çeken Pellizzoli, hala futbolunun altın çağında ve Galatasaray'ın ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitede.

Hatem Trabelsi ( Sağ Bek - Al-Hilal ) : Ajax ile Şampiyonlar Liginde çok başarılı maçlar çıkartan ve o dönemler Avrupa'nın en iyi sağ bek oyuncuları arasında gösterilen Tunuslu oyuncunun kariyeri bu dönemlerde pek parlak değil. Manchester City macerasından sonra, Suudi Arabistan'ın Al-Hilal takımına transfer oldu. Devre arasında Fransız Marsilya'nın ''Seni deneyelim'' şeklindeki teklifine denenecek oyuncu olmadığını düşündüğü için red cevabı verdı. Şahsen bizde Trabelsi ile aynı fikirdeyiz. Trabelsi'yi, mantıklı kılan sebeplerden biri de, mali koşulların yanında yaşı. 31 yaşındaki oyuncu, çok güvendiğimiz Uğur Uçar'ında önünü fazla kapatmayacaktır. Sol bekte Hakan Balta'nın defansif gücü daha yüksek bir bek olduğu için, ofansif sistemimizi işletmeye devam edebilmek için sağ beke Trabelsi gibi aynı zamanda orta sahada sağ kanatta görev yapabilen, ofansif gücü ve sürati ile hep gündeme gelmiş bir bek ile doldurmamız gerektiğini düşünüyoruz.

Bernard Mendy ( Sağ Bek - PSG ) : Bir dönem Lucescu döneminde transfer edilen ve sadece bir sezon forma giymesine rağmen, taraftarın sevgilisi haline gelmeyi başaran Sebastian Perez'i futbolseverler hatırlayacaklardır. Bernard Mendy oyun tarzı ve yetenekleri ile aynı etkiyi yaratabilecek tarzda bir oyuncu. Son dönemlerde takımı Paris Saint Germain'in düşüşüne engel olamayan ve sözleşmesi bu sene bitecek olan Mendy, sağ kanattaki hırslı futbolu ve oyunu iki yönüyle oynayabilmesi ile, o kanattaki sıkıntılarımıza derman olabilecek kalitede. Fransa Milli Takım formasını da giyen Mendy için Şampiyonlar Liginde boy gösterecek olan Galatasaray pekala iyi bir seçenek olabilir. Trabelsi gibi Mendy'nin de sürati yadsınamaz ve gerektiğinde orta sahanın sağ kanadında da görev yapabiliyor.
Per Kroldrup ( Stoper - Fiorentina ) : Danimarka'lı oyuncu, sıkça ülkemizde gündemi transfer haberleri ile meşgül etmişti. Udinese'de parladıktan sonra, Everton'a transfer olan ancak bekleneni veremeyen Krouldrup, 2006'ta Fiorentina'ya transfer oldu. Hava toplarındaki ve markajdaki başarısı ile dikkat çeken oyuncunun transferi halinde, genç savunmamıza iyi bir tecrübe olacağından şüphemiz yok. Özellikle, Jaaskelainen yada Isaksson ile birlikte Wilhelmsson'un transfer edilmesi halinde, takımda var olan Tobias Linderoth'u da düşündüğümüzde, kurulabilecek bir İskandinav ekolüne yönelik, Avrupa Futbol piyasasındaki savunmaya yönelik en kaliteli ve en uygun önerilerden biri olarak göze çarpıyor.

Martin Stranzl ( Stoper - Spartak Moskova ) : Almanya'da Stutgart takımında sergilediği performans ile dikkat çeken, sözleşmesi bittiğinde, Rusya'nın Spartak Moskova takımına imza atan Avusturya'lı savunma oyuncusu Stranzl, özellikle hırsı ve uzun boyunun avantajı ile hava toplarındaki başarısı ile dikkat çekiyor. Milli Takımı ile Euro 2008'de, ev sahibi olmanın avantajını da değerlendirmek isteyecek olan ancak turnuvanın en zayıf ekipleri arasında gösterilen Avusturya'nın en güçlü noktalarından biri olarak gösteriliyor. Henüz 27 yaşında ve bir savunma oyuncusu olarak en olgun çağında.
Andres D'Alessandro ( Orta Saha - San Lorenzo ) : Bu ismi Avrupa Futbolunu yakından takip edenler hemen hatırlayacaklardır. Wolfsburg'ta yaşadığı sorunlar sonrasında Porsmouth macerası geçiren ve İspanyol Zaragoza'ya transfer olan, kiralık olarak geldiği ilk sezonunda düzenli yer bulmasına rağmen ikinci sezon aynı katkıyı yapamayan ve vatandaşı Aimar'ın arkasında pek yer bulamayan D'Alessandro bu sezonun başında ülkesine San Lorenzo'ya döndü. Şu anda gerek Arjantin Açılış Liginde gerekse Copa Libertadores kupasında gösterdiği performans inanılmaz. Hem kanatlarda gole dönük olacak oynayabilecek hemde Lincoln'un alternatifi olabilecek oyuncu 27 yaşında ve ofansif gücümüze, görsel ve teknik anlamda müthiş katkılar yapabilir. Ayrıca liderlik vasıfları da taşımakta. Serbest vuruşlarda, frikiklerde eksikliğini çektiğimiz etkili vuruşlara sahip bir oyuncu olması da cabası.

Carlos Villanueva ( Orta Saha - Audax Italiano ) : Sayın Başkanımız, geleceğe dönük ve genç transferlerden bahsetmekte. Bizde bu genç yıldız kesinlikle atlanamayacak kapasitede yeteneklere sahip. Villanueva Audax ile oynadığı maçlarda gösterdiği üstün performans ile herkesin dikkatini çekmeye başladı. Oyunu okuma yeteneği, etkili pasları, bitirici vuruşları, duran topları çok iyi kullanması ile yavaş yavaş Şili ulusal takımına kadar yükseldi. Bir ofansif orta saha oyuncusu olmasına rağmen oynadığı 113 maçta 49 gole sahip. Sol ayağını etkili kullanan ve gerçek bir 10 numara olan Villanueva, Audax İtaliano'da fazla kalmayacağa benzer. Uzun zamandır takip ettiğimiz Villanueva'nın çok yakın zamanda Avrupalı futbolseverlerin huzuruna çıkacağını ve Şili ulusal takımının değişmez oyuncusu olacağını tahmin ediyoruz. Dünya futbolu, biraz uzakta yeni bir 10 numara kazanmak üzere, bu ismi çok yakında fazlasıyla duyacağınızı düşünüyoruz. Umarız, Amerika'da ismini Audax takımı ile duyuran 21 yaşındaki bu genç yeteneğin, Avrupa'da ismi Galatasaray ile duyulur.

Carlos Tenorio ( Forvet - Al-Sadd ) : Henüz Avrupa'ya yelken açamasa da Tenorio'nun nasıl bir futbolcu olduğunu 2006 Dünya Kupasında Ekvator ile yaptıkları ile hatırlayacaklardır dikkatli izleyiciler. Gücünü, gol bölgelerindeki hızını, takım oyununa katkısını da düşünürsek, Avrupa'da şimdiye kadar neden sahne alamadığını anlamak güç. Ancak şimdiden İngiltere Premier Liginden hatırı sayılır sayıda talibi mevcut. Tenorio, özellikle daha önceden belirttiğimiz vatandaşı Edison Mendez ile transfer edilebilirse, büyük turnuvalardaki tecrübesi ile beraber özellikle Şampiyonlar Ligi arenasında takımımıza büyük güç katabilir.

Maxi Lopez ( Forvet - FC Moskova ) : Arjantinli forvet, genç yaşında geldiği Barcelona'da forma şansı bulamadı ve önce Mallorca'ya kiralandı. Barcelona'nın özellikle Chelsea karşısında oynadığı Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final maçında Terry'ye yaşattığı zor anlar ile dikkat çekmişti. Bu sezon başında ise sadece 2 Milyon Dolar karşılığında Rusya'nın pekte şampiyonluk hedefi bulunmayan Fc Moskova takımına transfer oldu. Küçük bir örnek. Fernando Cavenaghi. Rusya'da üç sezonda sadece 12 gol atabilmiş ve unutulmaya yüz tutmuşken, Bordo yaklaşık 10 Milyon Avro karşılığında transfer etti. Cavenaghi bu sezon attığı goller ile hem Bordo'yu şampiyonluk yarışında var etti hemde fiyatını şimdiden katladı. Maxi Lopez'de böyle bir yetenek. Daha az bir bonservis ücretiyle yeniden Avrupa Futboluna sunulabilir.

Brandao ( Forvet - Shaktar Donetsk ) : 27 yaşındaki Brezilyalı oyuncu, 2002'de geldiği Shaktar Donetsk'de düzenli katkılar yaptı. Özellikle Şampiyonlar Liginde çok iyi tecrübeler edindi. Tam adı Evaeverson Lemos da Silva olan golcü futbolcunun sözleşmesi bu yaz ayında bitiyor. Forvet hattında Lincoln ile de iyi bir partner olabilecek kapasitede. Şampiyonlar Ligi arenasında tecrübesin ve hırsında da önemli ölçüde yararlanabiliriz. 6 senedir Ukrayna'da olan oyuncu için Galatasaray yeni bir kapı olabilir. Gol bölgelerinde özellikle son vuruşlarda istikrar açısından problemli olan Galatasaray için ise yeni bir umut.

Nilmar Honorato Da Silva ( Forvet - Internacional ) : Kısaca Nilmar olarak bilinen genç oyuncu önce şu anki takımı Internacional ile daha 18 yaşındayken adeta gol makinesine dönüşmüş ve bütün Avrupa kulüplerinin dikkatini çekmişti. 2003'te Fifa Dünya Gençler Şampiyonasında şampiyon olan Brezilya Milli takımı kadrosunda yer alan Nilmar'ın yolu 20 yaşında Fransız devi Lyon ile kesişmişti. Lyon'da bir sezonda düzenli forma şansı bulmasına rağmen özellikle skorer anlamda sıkıntı çeken ve yaşadığı ağır sakatlık sonrası Corinthians'a gitti. Gol bölgelerindeki sürati ve gol vuruşlarındaki becerisini, yaşadığı ağır sakatlıktan sonra tekrar kazandığının özellikle geçen sezon gösterdiği performans ile ispat etti. Nilmar bu sezon eski takımı Internacional'a döndü. Takım kimyamızla örtüşebilecek, genç ve özellikle eksikliğini hissettiğimiz hızı ile ön plana çıkan, özellikle rakip bölgede boş alanlar bulduğu taktirde yada yanında kendisini rahatlatan bir pivot santfor ile oynadığı taktirde çok başarılı olabilecek bir isim.
Saygılarımızla
ScoutGS Ekibi / Elele Galatasaray'ın Geleceğine
-
1














EYÜP hakan şükür