
Milli formanın pazarlığı olur mu?
Gerhard Schröder liderliğindeki Sosyal Demokratlarla Yeşiller koalisyonu, 1998 Ekim’inde Almanya’da iktidara geldiğinde...
Uğur Meleke-Milliyet
Milli formanın pazarlığı olur mu?
Gerhard Schröder liderliğindeki Sosyal Demokratlarla Yeşiller koalisyonu, 1998 Ekim’inde Almanya’da iktidara geldiğinde, Mesut Özil Gelsenkirchen sokaklarında top koşturan 10 yaşında sevimli bir erkek çocuğu idi. Orada dünyaya gelmişti, annesi ve babası en az iki yıl Almanya’da çalışmış, sınır dışı edilmemişlerdi, bu da Mesut’un artık Alman pasaportuna da sahip olduğu anlamına geliyordu.
Yalnız yeni yasaya göre Mesut, en geç 23 yaşına kadar iki pasaporttan birini seçmek, kalan hayatında Almanya’da mı, yoksa Türkiye’de mi “yabancı işçi” muamelesi göreceğine karar vermek zorunda idi.
Aradan 10 yıl daha geçti, Mesut iki gün sonra 21 yaşına giriyor ve milli bir futbolcu olduğu için onun karar verme süresi biraz daha daraldı. Cuma günü Magdeburg’da Alman U21 takımı ilk 11’inde Fransa’ya karşı mücadele etti ve eğer önümüzdeki 367 gün içinde FIFA’ya aksini bildirmezse otomatik olarak Almanya A Milli Takımı oyuncusu sayılacak. Eğer söz konusu 367 günde FIFA’ya Türkiye A Milli Takımı’nda oynamak istediğini beyan ederse de önünde başka bir sorun var: Alman pasaportunu yitirecek ve (Türkiye, AB üyesi olmadığı için) 1. Bundesliga’da “yabancı oyuncu” statüsüne düşecek...
Almanya’da 4 milyona yakın Türk yaşıyor, sadece Berlin’de profesyonel kulüplerde top koşturan 400 Türk asıllı futbolcu olduğu söyleniyor. Bunların büyük bir bölümü “üçüncü nesil” diye tabir edilen 80-90’lı yıllarda o topraklarda doğmuş çocuklar olduğu için Mesut’la çok benzer problemlerle karşı karşıyalar: Bir tarafta ay-yıldızlı forma, diğer tarafta “Almanya pasaportu, Bundesliga’da yerli oyuncu statüsü ve bazı yetenekliler için de Alman Milli Takımı forması”... Zaten “Milli formanın pazarlığı olur mu?” tartışmasının kökeni de bu ikileme dayanıyor...
Milli Takımlar Teknik Direktörü Terim, “17-18 yaşında çocuklarla, ay-yıldızlı formanın pazarlığını yapmam” diyerek karşısına “ilk 11” oynama şartı koyan gurbetçilere bir ön mesaj verdiğini iddia ediyor... Hıncal Ağbi (Uluç) ise Fotomaç’taki köşesinde “Terim’in üçüncü kuşağa karşı ön yargılı olduğunu, bu çocukları problemli addettiğini ve takımında sorunlu oyuncu istemediğini” ileri sürüyor...
Nizamettin, Bilal
Terim’in haklı olduğu sayısız hadise olduğunu biliyorum. 2-3 yıl önce Nizamettin Çalışkan ve Bilal Çubukçu hadiseleri gazetelere çarşaf çarşaf yansımıştı. Avrupa Şampiyonası’na kalifiye olan U19 takımımızda zaman zaman forma giyiyorlardı ve Alman Milli Takımı’nın kendilerini istediğini, eğer Türkiye U19, U21 takımlarında oynamayacaklarsa, orayı tercih edeceklerini deklare ediyorlardı sık sık... Böyle bir durumda kendinizi Türkiye Milli Takımı hocalarının yerine koyun ve düşünün... Kayserili İlhan’ın, Dortmundlu Nizamettin’den daha iyi olduğunu düşünüyorsunuz, ama sırf Nizo sizi “ilk 11’de oynamazsam giderim ha!” diye tehdit ettiği için İlhan’a adaletsizlik yapma baskısı ile karşı karşıya kalıyorsunuz! (Şu gün itibariyla Nizo, Bank Asya 1. Lig’de top koşturuyor, Bilal de Gençlerbirliği’nde bir dakika bile oynamadı) Tabii bir de babası farklı, menajeri farklı konuşan oyuncular; her iki federasyonu tehdit edip rant elde etmeye çalışanlar var ki işiniz o noktada daha da zorlaşıyor. Bu durumda, önünüzdeki tek çözüm seçeneği şu: Oyuncuları ufak yaşlardan itibaren öyle iyi takip etmeli, öyle sağlıklı ilişkiler kurmalı ve meselelere öyle kusursuz hakim olmalısınız ki, “Kime Alman Milli Takımının gerçekten talip olduğunu”, “Kime pozitif ayrımcılık yapmanızın uzun vadede A milli takıma yarar sağlayacağını” tek kalemde eksiksiz bilmelisiniz...
İşte can alıcı nokta da burası... Acaba Türkiye Futbol Federasyonu’nun Almanya’da, Hollanda’da, Avusturya’da ve sair Avrupa ülkelerinde bu kapasitede, bu bilgide, bu donanımda ofisleri ve görevlileri var mı? Geçenlerde Almanya için böyle bir araştırma yaparken öğrendim ki, koca ülkede TFF’nin tek bir ofisi var, o da Köln’de... Söz konusu ofiste de tam 4 (yazıyla dört) kişi çalışıyor! Mesela bu ofisteki teknik adamlarımız, trenle 6 saat mesafedeki Berlin’de oynayan Bilal Çubukçu ile ilgili hızlı bir bilgi almak istediklerinde oradan bir arkadaşlarını arama yöntemini kullanabiliyorlar ancak...
Turgay Bahadır
Henüz birkaç gün önce yaşadığımız Turgay Bahadır hadisesi de, bu organizasyon eksikliğimizin taze bir örneği idi... F.Bahçe karşısında iyi bir futbol ortaya koyan Turgay, müsabaka sonrası apar topar milli takıma davet ediliyor. Belli ki, milli takım kurmaylarının Turgay’ın Avusturya vatandaşı olduğundan haberleri yok. Ne enteresandır ki, Turgay’ı Avusturya’da çalıştığı dönemden tanıyan ve Türkiye’ye transfer eden Tolunay Kafkas Hoca da, daha önce milli takımda birlikte çalıştığı Fatih Terim ve ekibini bu konuda uyarmamış...
Turgay, çok genç bir oyuncu da değil, 2 ay sonra 25 yaşını dolduruyor... Yani Avusturya U21 takımında 4-5 sene önce oynamış bir futbolcudan, gözümüzün önünde Kayserispor’da forma giyen bir futbolcudan, ulusal takımda birlikte çalışılan Tolunay Hoca’nın talebesinden bile Milli Takım kurmaylarının 5 yıldır haberleri olmamış!
Burnumuzun dibindeki Turgay’la 4-5 yıldır iletişim kurmamışız... Başka bir ülkede ümit milli olmuş bir oyuncuyu Türkiye A Milli Takımı’na kazandırmamız için 21 yaşını doldurana kadar başvurulması gerektiğini Önder Turacı hadisesinden beri çok iyi bildiğimiz ve bu konudaki FIFA kuralları çok net olduğu halde Turgay meselesini Avusturya Futbol Federasyonu’na ve hatta Blatter’e taşımışız!
Durum böyleyken tek tartıştığımız konu, “Milli formanın pazarlığı olur mu?”... Bu pazarlık problemi, şu anda bizim bu konudaki öncelik listemizde birinci sırada olamaz. İkinci sırada bile olamaz... Çünkü önce, “Türklerin yoğun yaşadığı Berlin’de, Münih’te, Frankfurt’ta, Amsterdam’da, Viyana’da gerekli yapılanmamız var mı?”, “Türkiye Futbol Federasyonu’nun elinde Almanya’da, Hollanda’da, Belçika’da, Avusturya’da (ve hatta Türkiye’de!) profesyonel takımlarda forma giyen çift pasaportlu oyuncuların listesini tutan ve en azından bu futbolcular 21 yaşını doldurmadan 1 ay önce uyaran basit bir bilgisayar programı mevcut mudur?” sorularını eksiksiz cevaplamamız gerek...
-
1














Tra-fo-rza millliformanınpazarlığıolmaz