- 09:14 Delgado ne olacak?
- 09:13 Tigana, Fransa’nın başına
- 09:11 Galatasaray'da revizyon
- 09:07 FB-GS derbisinde bayrak krizi
- 09:06 Appiah’tan vazgeçemiyorlar
- 08:59 Colin Kazım geri dönüyor
- 08:58 Dentinho gözaltında!
- 08:56 Fotomaç'ın Galatasaray bombası
- 08:55 Fener'de Fransız ihtilali
- 08:52 Adnan Polat'ın Giovani isyanı!
- 08:47 Güiza Katar yolcusu
- 08:46 Beckham 7 yıl sonra Old Trafford’da
- 08:44 Küfürü müzikle yok ediyorlar
- 08:42 Karabük'ten Chelsea'ye
- 08:40 Lider kim, favori kim?
- 08:37 Andre Santos şampiyonluk ışığını gördü
- 08:35 Satan satana!
- 08:34 Aranan adam Milan Baros
- 08:33 Deivid’ten mesaj var
- 08:31 'Alo Arda, ben Hiddink!’

Uğur Meleke-Milliyet
Derbinin hissettirdikleri
G.Saray-F.Bahçe derbisinde yaşanan olaylar herkesi üzdü gerçekten... Bu “herkes” sözcüğünü lafın gelişi kullanmıyorum, Türk futbolunu bu hale getirenlerin bile eserleri karşısında şaşkınlığa uğradığını ve hatta irkildiğini gözlemledik bu 4 günde... Çünkü şair/yazar Maya Angelou’nun güzel tespitiyle; “Aslında herkes, sokakların güvenli olmasını istiyor. Oraları güvensiz hale getirenler bile”...
Türk futbolunda sokakların yeniden güvenli hale gelebilmesi içinse, neden güvensizleştiğini iyi analiz etmeye ve hızlı teşhise ihtiyacımız var şimdi... “Her şeyin sorumlusu medyadır” ya da “Bütün bu kaos ortamının müsebbibi, bilinçsiz kulüp yöneticileridir” gibi klişelerden doğru olsalar bile uzak durup, “kısa vadede değiştirebileceğimiz şeyleri değiştirmeye” konsantre olmak zorundayız. Çünkü medyayı veya yöneticileri değiştirmek orta/uzun vadeli yükümlülükler; oysa bugün çok daha ivedi bir çözüme ihtiyacımız var.
İvedilikle değişebilecek olanlarsa olayların esas aktörleri... Sahanın içindekiler, yani sporcular ve antrenörler... Onların “suçlu” tanımı içinde değerlendirilmelerinden çok “kurban” tanımı içine sokulmalarının doğru olacağının farkındayım; ama esas aktörler bu derbiden ders çıkarıp bundan sonra daha akıllı davranırlarsa, küçük bir yardımcı rol sahibi oldukları halde başrol efekti yapanların seslerini büyük ölçüde kısabilirler.
Ne yapmalı?
İlk olarak, futbolcular samimi olmalı... Birbirlerini gerçekten seviyorlarsa sevmeli, sevmiyorlarsa sever gibi yapmamalı... Bu abi-kardeş jargonuna kendilerini haddinden fazla kaptırıp, esas ihtiyacımızın yaş/forma/pasaport ayırt etmeksizin mesleğe/meslektaşa saygı olduğunu unutmamalı... Sahada 20 yaşındakinin 30’luğa gösterdiği saygı, 30 yaşındakinin 20’liğe gösterdiği saygıdan fazla olmamalı. Ama eksik de olmamalı... Saygı hüviyetten değil, insaniyetten/meslektaşlıktan/sportmenlikten doğmalı.
Kavga edilmişse edilmiş, tamam, ama kavga ayrılacaksa samimi olarak ayrılmalı, herkes rakip takım oyuncusunun arkasından yakalayıp “ayırıyormuş gibi” yapmak yerine, kendi takım arkadaşını kavganın dışına çekmeli... Ayrıca sırf pasaportu sizinkinden farklı diye yabancı oyuncuyu kamuoyuna jurnalleyerek işin içinden sıyrılmaya çalışmamalı. Başkalarının kusurlarını güneş gibi açığa çıkarıp, kendi kusurlarımızı toprak gibi örtmemeli...
Ve ikinci olarak da, teknik direktörler samimi olmalı... Selçuk’u (sadece kendi takımının âli menfaatleri için) kırmızı kart görecek diye çıkarabiliyorlarsa, Emre Belözoğlu’yla Sabri’yi de sahadaki oyunun sağlıklı sürmesi/22 futbolcunun huzurla oynamaya devam etmesi için dışarı alabilmeli.
Teknik direktörler (yaşları, olgunlukları gereği) soğukkanlı ve sakin olmalı... Bu kadar büyük kavgaların ardından mantıklı bir şey söylemeleri imkânsız olan sporcularının çıkıp Kurtlar Vadisi’nden duydukları lafları etmelerini engelleyebilmeli... Soyunma odasında televizyon varsa, kavganın ateşi sönmeden konuşulan hiçbir şeyden hayır gelmeyeceğinin farkına varıp kapatabilmeli... Soyunma odasında televizyon yoksa, hiçbir zaman iyi bir haber vermek için aramayan dostların(!) böyle zamanlarda ortaya çıkıp sporculara tahrik edici haberler vereceklerini öngörebilmeli.
Böyle zamanlarda kulüp yöneticilerinin ekseriyeti, sporcuların/antrenörlerin dostluğu, geleceği ya da ruh sağlığından çok kendi koltuklarını düşündükleri için hedefleri hakem veya federasyon olabilir. Yine böyle zamanlarda birtakım televizyon yorumcuları siz kavga ettiğiniz için üzülmek/bundan sonrası ile ilgili çare aramak yerine bir sonraki gün kendinden daha fazla söz ettirmek, bir sonraki sezon daha fazla para kazanmak hedefinde olabilir.
Oysa sokaklarda çocuklar kulüp yöneticilerine değil, sporculara/antrenörlere öykünür. Hiç kimse kolay kolay televizyon yorumcularına hayran olmaz, futbolcunun/teknik direktörün imzası için onların peşinden koşar. Tamam sadece spor yapıyorsunuz, atomu parçalamıyorsunuz, kimseye örnek olmak gibi zorunluluğunuz yok; ama sizi seven bunca insana karşı samimi olmalısınız. İnsanlar söylediklerinizi veya yaptıklarınızı unutabilir, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar.
Bu derbiden sonra onlara kandırılmışlığı, aldatılmışlığı hissettirdiniz, bilesiniz.
İspanyol televizyonu
Derbi maçta olanlardan utandık, yaptığımız hiçbir şeyle övünmüyoruz evet ama, İspanyol televizyonunun hadiseleri izleyip yayını kesmiş olmasını da garipsedik. Dünyada sporcuların birbiriyle yumruklaştığı ilk maç bu değil, maalesef son maç da bu olmayacak. Daha geçtiğimiz sezon Zaragoza-Sevilla maçında Fabiano ile Diogo güreşi yaşanmadı mı? 2006’da ırkçı tezahüratlar nedeniyle Barcelonalı Eto’o sahayı terk etmek istemedi mi?
Avrupa da bizimle alay etti filan diye düşünüp kendimizi aşağılamadan önce şöyle bir ihtimali de göz önüne almalı: Belki de Canal Plus’un yayını kesmesinin nedeni başka bir şeydi, başlangıç saati gelen başka bir maç veya bir haber bülteni...
Bu tarz çok sayıda kavga hatırlıyorum, İngiltere’de İtalya’da en az bunun kadar kötülerini birkaç kez izledik, ama herhangi bir televizyonda yorumcuların olayları eleştirip yayını kestiğini duymamıştım doğrusu...
-
1
-
2vallahi helal olsun kardesim sana.sen harbi yorumcusun.edepli seviyeli ve bilerek konusan insansin.keske herkes sizin gibi yaklassa olaylara.tebrıkler
-
3




-

Delgado ne olacak?Beşiktaş'ın, sözleşmesini askıya aldığı futbolcusu Mattias Delgado, durumu ile ilgili kimseye kırgın olmadığını söyledi.

Tigana, Fransa’nın başınaBeşiktaş’tan gönderilen Jean Tigana’nın adı Fransa Milli Takımı teknik direktörlüğü için geçmeye başladı.

Galatasaray'da revizyonServet ve Mehmet Topal'ı kulübeye çekecek Hollandalı hoca Hakan'ın yetişmesi halinde Elano'yu da yanında oturtacak...

FB-GS derbisinde bayrak kriziPolat, Fenerbahçe-Galatasaray A2 maçında Dereağzı'nda Galatasaray bayrağının göndere çekilmemesine tepki gösterdi

Appiah’tan vazgeçemiyorlarAppiah, sakatlığı nedeniyle hem Afrika Kupası maçlarında hem de geçen hafta Bosna ile oynanan hazırlık maçında forma giyememişti.

Colin Kazım geri dönüyorFransız basınında kurtarıcı olmadığı savunulan Kazım Kazım'ın gidici olduğu ifade ediliyor...

Dentinho gözaltında!Brezilya basını, Fenerbahçeli yetkililerin yıldız oyuncuyu bugün Libertadores Kupası'nda izleyeceğini yazdı

Fotomaç'ın Galatasaray bombasıgoal.com'da yer alan haberde Hollandalı golcüye, Bayern Münih'in kanca attığı ancak Cimbom'un bir adım önde olduğu iddia edildi

Fener'de Fransız ihtilaliFenerbahçe'de gündeme adeta bomba gibi düşen Thierry Henry transferinde her gün yeni bir gelişme yaşanıyor.

Adnan Polat'ın Giovani isyanı!Galatasaray Başkanı Adnan Polat, 1 hafta önce harikalar yaratan Giovani'nin Eskişehir maçında sahada olmadığını görünce sitem etti

Güiza Katar yolcusuİspanyol golcü için devreye giren Katar kulübü Al Sadd Sarı-Lacivertli kulübe bonservis bedeli olarak 12 milyon Euro önerdi

Beckham 7 yıl sonra Old Trafford’daŞampiyonlar Ligi’nde 2. tur rövanş mücadelesine bugün oynanacak 2 maçla devam edilecek.

Küfürü müzikle yok ediyorlar32 kişinin katılımıyla oluşturulan ve herkesin hayranlığını kazanan ”Bando Es-Es”in küfürü yok etmek için kurulduğu ortaya çıktı.

Karabük'ten Chelsea'yeFenerbahçe, hayalimdeki Chelsea yolu için daha büyük bir adım olabilir. Ne olacağını sezon sonunda göreceğiz...

Lider kim, favori kim?Süper Ligde şu anda lider, 50 puanla önde görünen Galatasaray değil, Bursaspor!

Andre Santos şampiyonluk ışığını gördüBrezilya'nın Globoesporte gazetesi, Brezilya Milli Takımı'nda Dünya Kupası'na gitmeye aday 40 ismi mercek altına aldı

Satan satana!Tam bir Türk filmi! Ne ararsan var! Suçlama, mazeret, öfke... Cimbom, Eskişehir maçı sonrası isyanlarda...

Aranan adam Milan BarosMilan Baros’un, Çek Cumhuriyeti Milli Takımı’nda da eksikliğinin hissedildiği hocası Michal Bilek tarafından itiraf edildi.

Deivid’ten mesaj varUzun bir aradan sonra Antalyaspor maçında sahaya ilk 11’de çıkan Deivid, artık sürekli forma giymek istediğini belirtti.

'Alo Arda, ben Hiddink!’Çetin’den milli takımdaki futbolcuların telefon numaralarını alan Hiddink, zaman zaman oyuncuları arayarak performanslarıyla ilgili bilgi edinecek








tuna tuna